Çok yorgunum, çok üzgünüm, çok ağladım her şeyin en çoğunu yaşadığım bir dönemdeyim. Son bir senede zaten yukarıdakilerin hepsini çok yaşadım, özellikle ağlama kısmını. Anlaşılmamaktan dolayı yıpranmışlık da had safhada. Ben anlaşılmadım, anlatmaya çalıştım yine yanlış anlaşıldım. Anlaşılmamanın bu denli üzeceğini özellikle yanlış anlaşılmamın bu denli yıpratacağını bilemezdim. Tam kendimi anlatmaya fırsat doğdu dedim yine yanlış anlaşıldım.

İnsanın yanlış anlaşılmasının ne denli büyük bir acı olduğunu anladım mesela. Amacımın hiç öyle olmadığı halde öyle itham edilmek. Ya bir fırsat ver de anlatayım kendimi bile diyemedim mesela. Daha çok söyleyemediklerim de yanında cabası. İnsan üzülüyor be. Ne bileyim artık üzülmekten de yoruldum.

Çok garip hissediyorum oysa sadece sakince tüm öfkeyi, kırgınlıkları kenara bırakarak bir kere dinlenseydim belki de böyle olmayacaktı.

*

*

Koca bir seneyi değişime ayırıyorsunuz, değişim değişim diye çırpınıyorsunuz ve kendinizi daha anlatamıyorsunuz bile. Bir de sadece sizin bildiğiniz gerçekler var, bir anlatsam anlaşılırım diyorsunuz ve resmen fırsat verilmiyor. E ne yapayım Sait Faik gibi delirmemek için yazayım ben de.

Yoruldum be sevgili okur, bildiklerimden, bilmediklerimden, yanlış anlaşılmaktan, üzülmekten.

Biraz kötü bir modda yazdığım bu yazıyı silerim sonra. Ama dediğim gibi insan dört mevsim. Mutluluk kadar üzülmek de var. Bu kadar üzgünken kelimeleri başka türlü yönlendiremiyorum maalesef.

Neyse bugünlük yazı bu kadar olsun, hoşça bakın zatınıza…

Paylaş:

Kahveli Şekerli

administrator