Sabahın seherinde yollara düşmem gereken günlerin gecelerinde  uykusuzluktan bitap düşmeyi severim. Ne yapayım huyum bu, ben de düşünmekten uyuyamayanlardanım. Şöyle mis gibi bir uyku çekeyim de sabaha öyle başlayayım isterdim. Ama naparsın benim beynim de böyle kodlanmış. Mesela bu satırları koyun saymayaktan yorulmuş bir şekilde yazıyorum telden. Allah’tan bu teknoloji var da telefondan siteye yazı yükleyebiliyorum. Neyse efendim bugün benim doğum günümdü ve ben tam 25 oldum. Çok tuhaf bir hismiş, 20’ler gerçekten su gibi gidiyormuş. İşin edebiyatı bir yana garip bir hisse sahip oldum. Gerçekten büyümüş gibi hissediyorum. Hep olgun bir insandım ama kendime has bir çocukluğa da sahiptim. Şimdi böyle tuhaf bir büyümüşlük var üstümde bir yetişmişlik.

*

*

Tüm gün çalışmaktan pelte gibi olan beynimle doğum günümün farkında olmayarak geçirdim. Zaten sabahtan beri süregelen bir migren günümü mahvetmeye yemin etmiş gibiydi. Vücudumu ağrı kesiciyle olan ilgisini kesmek için hap almamaya direndim ve kazandım ama sonuç uykusuzluk oldu.

Şimdi yirmi beş yıllık hayatımı düşündüğümde güzel yaşadım ben. Çocukken üniversite için hayalini kurduğum şeyleri gerçekleştirme şansını buldum şükür. İş hayatı için de baktığımda 12 yaşında hayalimi kurduğum yerdeyim ve metin yazıyorum şükürler olsun. Ne yaptım peki bu 25 yılda? Çok güldüm, çok ağladım, çok güzel günlerim oldu, nefesimi kesecek kadar kötü günlerim. Çok umutsuz oldum, çok yol aldım, çok yol verdim, çok hata yaptım, çok pişmanlığa sahip oldum, çok güzel dostlarım oldu, çok dost bildiğimden kazık yedim. Ama insandım ben, bunların hepsi beni ben yaptı.

*

*

Bundan yıllar önce annem beni, bir dergide editör olan arkadaşıyla tanıştırmıştı. Kadın ney üflemiş, çok iyi kitap okuduğunda bahsetmiş ve inanılmaz kültürel birikimiyle beni mest etmişti. Yıllar sonra tekrar karşılaştık. Çok uzun süre o olduğunu bile fark etmedim aslında. Düşünsenize karşınızda on iki yaşındaki rol modeliniz var ve siz hepsini unutmuşsunuz. Neyse ki sonra hatırladım.

Şimdi olsa yine rol model seçermiydim acaba, bilmiyorum. Hayatım boyunca değişmeyen tek rol modelimi ise çok kısa tanıma şansı yakaladım. Belki bir gün hayatını senaryolaştırmak isteyecek kadar hayranlık duyduğum bir insan. Ne yazık ki şu anda hayatta değil ve ben sadece beş yaşında hatırladığım ufak kesitlerle yad ediyorum kendisini. Yıllar sonra mezarına gittiğimde de anlattım kendisine. Koca bir hayatı fedakarlığa sığdıran benim için o çok değerli insanı film yapmak benim şu an diğer hayalim. Yine çok duygusal bir yazı oluyor benim için. 25 duygusallığı diyelim. Gecenin bir körü yazdığım bu yazı benim için inanılmaz anlamlı.

Ocak ayında ziyaret ettim en son. Yaklaşık bir günlük yolun ardından.

Bir gün sizin hikayenizi de yazacağım Doktor Hanım Allah nasip ederse. Dokunduğunuz hayatları, dokunduğunuz hayatımı. Siz vefat ettiğinizde en fazla yedi yaşında olan o minik kız çocuğunun sözü olsun. Allah bana nasip ederse tabii. Umarım eder de sizin gibi yüce bir insanı sözümün yettiğince duyururum. Şu an aşırı ağlak bir su kaplumbağası olarak yazının sonuna gelmiş bulunuyorum. 🌸

Hoşça bakın zatınıza 🙏

Paylaş:

Kahveli Şekerli

administrator